|
Hamura
el sürmeyin. Hamur işlerinden uzak durun, hayvansal yağları terk edin. Birçok
araştırmada fazla miktarda doymuş yağ ve hamur işi tüketenlerde yorgunluk Ve
halsizlik şikayetlerinin daha sık olduğunu ortaya koymaktadır.
Daha çok meyve. Daha çok meyve yiyin. özellikle glisemik indeksi düşük, lif ve
Posa miktarı yüksek, antioksidan kapasitesi fazla meyveleri gün boyu küçük
Porsiyonlar halinde tüketmeniz enerji düzeyinizi arttırır. elma, şeftali, siyah
Erik, kiraz ilk tercihleriniz olmalıdır.
Cipsi unutun. Patates, mısır cipsi ya da kuruyemişler yerine taze hazırlanmış
Sebze çubuklarını(kabak, salatalık, yeşil veya kırmızı biber) veya cevizi,
bademi,
Fındığı tercih edin.
Şekerleme yok. Küçük şekerlemeler, çikolatalar veya pastalar yerine kuru veya
Taze meyveler (kuru veya taze elma, erik, kayısı)yiyin.
kuru meyve. dondurma yerine dondurulmuş üzüm taneleri veya dondurulmuş küçük
Kavun ve şeftali parçaları yiyin.
Fındık fıstık. . . Yağlı, tuzlu krakerler yerine tuzsuz badem, fındık ya da
cevizi Tercih edin.
Salataya dikkat! Mayonez veya kremalı salata sosları yerine sirke, limon suyu
Veya balzamik sosları deneyin.
Stresle Başa Çıkmak İçin
Beslenmenize Dikkat Edin!
Her gün iş hayatında türlü türlü problemle karşılaşıyoruz, bunun üzerine bir de
trafik çilesi, çocukların sorunları, aile meseleleri derken strese bezenmiş bir
hayat yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki gazete ve televizyonlarda maruz kaldığımız bu
Stres nasıl başa çıkacağımıza dair tavsiyeler yer almasın. Peki, strese karşı
mücadelemizde yemeğinize de dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Strese
girmenizde kilonuz, beden kütle endeksiniz, atladığınız öğünler bile etkili
olabiliyor. Oysaki düzgün ve dengeli bir beslenme modeli, strese karşı
Mücadelemizde en etkili silahlardan biri olabiliyor. Aslında yapmamız gereken
şey çok basit:sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarını yaşam boyu süren bir
davranış değişikliğine dönüştürmek ve yediklerimizin çeşitliliğini arttırmak.
Çünkü, yiyecek seçimindeki çeşitlilik Aslında sağlıklı beslenmenin
anahtarlarından biridir. Yine de doğanın bize sunduğu her çeşidi yememize imkan
olmayabilir. yapmamız gereken hangi besinin hangi temel yiyecek grubuna
girdiğini ve hangi yiyeceğinin yerini hangisinin tutacağını bilmektir.
Her besin grubunda her mevsim, her ekonomik düzeye hitap eden, her ağız tadına
uygun, her kültürel alışkanlığı sürdürecek şekilde sınırsız sayıda yiyecek
vardır. Bunların hiçbiri mucizevi şekilde stresi önlemez ama bir bütün halinde
Değerlendirildiklerinde stresle başa çıkmanıza yardımcı olurlar.
Birçok insan tahıl ürünlerinin şişmanlatıcı olduğunu düşünerek yemekten
kaçınırlar. Oysaki vücudumuz için gerekli olan enerjinin yarısını bu
yiyeceklerden karşılamaktayız. Dolayısı ile bu yiyecek türünden zevk almayı
öğrenmek ve gerekli Porsiyonlarda tüketmek zorundayız. ihtiyacınızı karşılaşmak
için rafine edilmemiş Karbonhidrat içeren tam tahıl ürünlerini tercih
edebilirsiniz. yine mümkün olduğunca Protein ve karbonhidratlı yiyecekleri
birbirinden ayrı öğünlerde tüketerek hem kilo Hem de stres kontrolünüzü
kolaylaştırabilirsiniz.
Başka bir nokta da doymuş yağ ve kolesterolün azaltılması olmalıdır. genel
eğilim olarak yağsız et ve düşük yağlı yiyecekler tercih edilmelidir. yine düşük
yağlı Pişirme yönetmeleri kullanmanız, kızartma ve yağlı soslardan
kaçınmanız da yerinde olacaktır.
Şekerli gıdaları ise aşırıya kaçmadan tüketmekte fayda vardır. Yine aynı şekilde
Tuzun da fazla kullanılmaması gerektiğini göz önünde tutmalısınız. Günlük
tüketilecek olan 6 gram tuz herkes için yeterli bir miktardır, daha fazlası
hastalık risklerini de beraberinde getirir.
Sigara, kahve, kola gibi maddelerin sürekli ve fazla tüketimi de kafein ve tein
Üretimini arttırdığı için bazı stres hormonlarının salgılanmasına ve aşırı
duyarlılığa Yol açar. buda olayları daha stresli ve daha büyük boyutlarda
algılamanıza ve dolayısı İle yaşadığınız stresin şiddetinin artmasına yol açar.
Haftada en az iki-üç gün belirli sürelerde size uygun gelen sporu
yapmak da stresle mücadelenizde en büyük yardımcınız olacaktır.
Halk sağlığının
atık yağlar kadar
değeri yok mu?
Tüm dünyada giderek daha fazla
gündeme gelen gıda terörü,ne yazık ki Türk halkının aşina olduğu bir sorun.Büyük
şehirlerde nüfusun en temel öğünlerini dışarıdan karşıladığı
düşünüldüğünde,problemin önemi iyice ortaya çıkıyor.
Sağlıksız üretim koşullarının halk sağlığını giderek daha fazla tehdit etmesine
karşı gerek sektör,gerek devlet,gerekse halka önemli görevler düşüyor.Özellikle
hazır yemek üreten firmaların şeffaflığı bir lüks olarak değil,olmazsa olmaz bir
gereklilik olarak benimsemesi gerekiyor.
Atık yağlar neden sorun?
Yemek fabrikalarından restoranlardan ya da işyeri yemekhanelerinden toplanan
atık bitkisel yağlar sabun,yem sanayi ve biodizel üretiminde
kullanılabiliyor.Türkiye'de kullanılan yağların 350 bin tonu atık hale
dönüşüyor.Atık yağların dayalınızca 50 bin tonluk bölümü toplanabiliyor.Geri
kalanı dökülüyor ya da kaçak olarak satılıyor. Merdiven altı imalathanelerde
yağların rengi açılarak tekrar sofralara dönebiliyor. Ancak bir araştırmaya
göre,toplanabilen yağların çoğu gıda maddesi olarak kullanılmasıbir yana atık
olarak bile değerlendirilemiyor.
Atık ne kadar kullanılabilir?
Lokanta,restoran,fastfood,otel,motel ve hazır yemek hazırlama merkezlerinde
kızartma işlemi sonucu oluşan bitkisel yağ atıkları, belirli koşullara dikkat
edilmediğinde sağlık için büyük bir tehdit oluşturuyor.Kızartmalık bitkisel
yağların, her yağ cinsine göre değişen duman oluşma noktasının altında kalan
derecelerde kullanılması gerekiyor. Ayrıca kızartma yağlarını uzun süre
kullanabilmek için zaman zaman filtre etmek şart. Kızartma yağının sıcaklığını
kontrol ederek yağ kullanımı da asgariye indirilebiliyor.
Uzmanlar,kızartma işleminin mümkünse sabit sıcaklık şartları sağlayan fritöz
gibi kaplarda yapılması gerektiğini belirtiyor.Kızartma işlemlerinde kullanılan
yağın sıcaklığının en fazla 190'C olması ,zeytinyağı kullanılacaksa sıcaklığın
160'C aşmaması gerektiği ifade ediliyor.
Kızartma yağının duman oluşturma potansiyelini;
üründeki bitkisel yağın bileşeni,
*Yabancı maddelerin mevcudiyeti,
*Yağın ısıtıldığı sıcaklık,
*Yağdaki tuz miktarı,
*Yağın kullanım süresi,
*Yağı sıcak tutma süresi,
*Yağın depolanması(oksijene,ışığa ve sıcaklığa maruz kalma süresi)etkiliyor.
Kızartmada kullanılan yağların sıcaklığı parlama noktasına (320'C)ulaşıldığında
yağ yüzeyde sıçrama başlıyor.Yağ parlama noktasından alevlenme noktasına
(400'C)hızlı şekilde ulaşıyor.Böylece yağ yüzeyinde yanma başlıyor.Yanmış yağın
yemeklerde kullanılması ve bu yağlarda yemek pişirme işlemi yapılması sağlık
açısından çok ciddi tehlikeler içeriyor. Kızartmalık yağların ne kadar
kullanılacağı ve ne zaman atık yağ olarak ayrılacağı, günümüzde kızartmalık
yağlarda Toplam Polar Madde (TPM) ölçümü yapan bir test cihazı ile
belirlenebiliyor.TPM değeri %24 veya üstü olduğu zaman kızartma yağı,atık yağ
olarak ayrılıyor.Yine kızartmalık yağların kullanım süresini Serbest Yağ
Asitlerine (FFA)göre ölçen çeşitli test kitleri de bulunuyor. |